top of page

Nedir bu Normal?

  • 7 May 2015
  • 3 dakikada okunur

Neyin normal neyin anormal oldugunu tesbit etmek zordur. Bilim insanları, arastırmacılar ve ruh saglıgı uzmanları (Psikologlar, Psikiyatristler, Terapistler, Rehber Danısmanlar vb) bu konu ile yüzlerce yıldır ugrasıyor olmalarına ragmen hala normal ve anormal arasındaki çizgi belirsizdir. Neyin normal oldugu genelde kimin tanımladıgına baglıdır. Normallik belirsizdir ve genelde belli bir kültürün yada toplulugun deger yargılarına göre degisir. Ve hatta aynı kültürde bile normallik zaman içinde degisebilir, özellikle degisen sosyal degerler ve beklentilerden etkileniyor ise. Örnegin 50 yıl önce bosanmak kavramına büyük bir tepki ile bakılırken, bu gün bosanmak daha normal bir kavram haline gelmistir. Psikolojide normal olanı anormal olandan ayırt etmekteki en büyük güçlük ise test edilememesinden kaynaklanır. Obsesif-kompulsif için her hangi bir MRI yada kan testi yoktur, Depresyon için her hangi bir ultrason yada Bipolar rahatsızlık için röntgen bulunmamaktadır. Bu tabiki psikolojik hastalıkların biyolojik nedenleri olmadıgı anlamına gelmez, çünkü beyindeki kimyasal maddelerde olusan degisimler ile baglantılıdırlar ve bilim insanları bu degisimleri harita üzerine koymaya baslamıslardır. Fakat psikolojik hastalıkları teshis edebilecek testler hala mevcut degildir. Peki, psikolojik rahatsızlık nasıl tanımlanır? Psikologlar ve psikiyatristler, testler yerine, belirtilere, semptomlara ve ortaya çıkan islevsel bozukluklara bakarak teshis koyarlar. İslevsel bozukluklar, banyo yapmak yada ise gitmek gibi belli rutin isleri yada temel günlük görevleri yerine getirememektir. Belirtiler, her objektif gözlemcinin farkedebilecegi isaretlerdir, örnegin asırı sinirlilik yada hızlı nefes alıp verme gibi. Semptomlar, mutsuzluk yada ümitsizlik gibi hasta tarafından algılanan yada hissedilen duygulardır. Belirtiler, semptomlar ve islevsel bozukluklar. Tanı ve İstatistik Rehberinde (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders - DSM) detaylı olarak tanımlanmıstır. Buna göre 300’den fazla degisik Psikolojik hastalık sınıflandırılmıstır. Amerikan Psikiyatri Kurumu tarafından çıkarılan DSM rehberi, Psikologlar ve Psikiyatristler tarafından, anoreksiyadan tutunda röntgencilige kadar her tür hastalıgı teshis etmekte kullanılır. Tanı rehberinin ilk basımı 1952 yılında yapılmıs ve bu güne kadar sürekli olarak güncellenerek yayınlanmaya devam etmistir. Neden normal ve anormal arasında bir ayırım yapmak ve damgalanmaya yol açabilecek isimler getirmek gereklidir? Neden özel bir teshis gerekir? Bunun bir sebebi, Amerika’da saglık sigortası endüstrisinin DSM kitabında açıklanan teshislere bakarak, sigorta kapsamını ve ödenecek miktarları tespit etmesidir. Diger bir neden ise, dogru tedaviyi önerebilmek için neyin tedavi edilmesi gerektigini (ve bu hastalıgın tedavi edilip edilemeyecegini) bilme gerekliligidir. Belirtiler, semptomlar ve islevsel bozukluklar nasıl belirlenir? Psikologlar ve Psikiyatristler sahip oldugunuz belirtilerin, semptomların yada islevsel bozuklukların normal mi yoksa anormal mi oldugunu nasıl belirlerler? Uzmanlar çogunlukla asagıdaki yaklasımları kullanırlar: 1.Kendi algıladıklarınız. Düsüncelerinizi, davranıslarınızı ve islevselliginizi nasıl algıladıgınız, sizin için neyin normal oldugunu belirlemek için kullanılır. Bazı konularla basa çıkamadıgınızın farkında olabilirsiniz. Yada daha önce yapmaktan zevk aldıgınız günlük aktiviteleri artık yapamadıgınızı yada yapmaktan zevk almadıgınızı düsünebilirsiniz. Eger depresyonunuz varsa, günlerce bulasıkları yıkamayabilir, banyo yapmayı bırakabilir, sosyallesmekten kaçınabilir, hobilerinize olan ilginizi yitirebilir yada ailenize normalden çok daha fazla bagırmaya baslamıs olabilirsiniz. Kendinizi üzgün, ümitsiz, cesareti kırılmıs ve vazgeçmis hissedebilirsiniz. Bu davranısların normalden farklı oldugunu farkedebilir, bir seylerin yanlıs oldugunu düsünebilirsiniz. 2.Baskalarının algıladıkları. Kendi algılarınız objektif olmayabilir ve davranıslarınız, düsünceleriniz yada islevselliginiz konusunda yeterince dogru bilgi vermeyebilir. Oysa tarafsız gözlemciler bunu saglayabilir. Size göre yasamınız gayet normal gelebilir. Fakat çevrenizdeki kisilere garip ve anormal gelebilir. Bu genelde sizofren durumlarında geçerlidir. Eger sizofrenseniz, sesler duyuyor olabilirsiniz ve baska bir insan ile iletisim kurdugunuzu düsünerek bu seslerle konusmaya devam edebilirsiniz. Bu durumu gözlemleyen dısardan birisi için davranısınız anormal gelecektir. 3.Kültürel ve etnik normlar. Çogu kez, neyin normal neyin anormal oldugu içinde bulundugumuz kültür tarafından belirlenir. Fakat bu sizin kültürünüzde normal kabul edilen bir davranıs baska bir kültürde anormal olarak karsılanabilir demektir. Sadece kendi duydugunuz seslerle konusmak Batı dünyasında sizofreni belirtisi olabilir, fakat diger kültürlerde bu tür halüsinasyonlar dinsel deneyimin bir parçası sayılabilir. Ve bazı davranıslar ailenizde normal karsılanabilir ama dısarda düzeltilmesi gereken anormal davranıslar olarak düsünülebilir. Örnegin, dikkat eksikligi ve hiperaktivite asırı kontrollü bir okul ortamında kabul edilmezken, daha az kontrollü ev ortamında normal sayılabilir. 4.Süre ve semptomların siddeti de dikkate alınır. Bir insanın Psikolojik rahtsızlıgını belirlemekte, genelde bu dört alan göz önüne alınır. Psikolog yada Psikiyatrist size nasıl hissettiginizi sorabilir, baskalarının davranıslarınızda yada ruh halinizde bir farklılık görüp görmediklerini sorabilir ve aile yapınızı sorabilir. Ayrıca psikolojik testlere cevap vermenizi steyebilir. Göz önüne alınan diger etkenler: * Semptomlarınız ne kadar süredir devam ediyor * Semptomlarınızın ne kadar siddetli oldugu * Semptomların sizin için ne kadar rahatsız edici oldugu * Semptomlarınızın normal yasantınızı ne kadar etkiledigi Deger verdiginiz bir iliskiden sonra kendinizi üzgün hissetmeniz normaldir. Fakat asırı üzgün haliniz haftalarca devam ediyorsa ve ise gitmek, ev islerini yapmak yada arkadaslarınızı ziyaret etmek gibi günlük aktivitelerinize olan ilginizi kaybetmis iseniz Depresyonda olabilirsiniz. Aynı sekilde, önemli bir müsteriye prezentasyon sunmadan önce heyecanlanıyorsanız ama genede hızlı nefes alısverislerinizi kontrol altına alıp devam edebiliyorsanız sizinkisi sosyal fobi (sosyal kaygı rahatsızlıgı) degil, sadece sahne korkusu olabilir. Ve trafikte birisinin önünü kesmisseniz, yada dükkandaki satıcıya bagırmıssanız, sadece kötü bir gün geçiriyor yada genel olarak huysuz biri olabilirsiniz. Fakat sürekli olarak saldırgan, siddete egilimli, manipülatif (baskalarını kendi çıkarı için sömüren), baskalarını kullanan, sorumsuz yada kanunlara karsı gelen biri iseniz antisosyal kisilik bozuklugunuz (sosyopat) olabilir.


 
 
 

Yorumlar


Tanıtılan Yazılar
Yeni Yazılar
Etiketlerle Ara
Bizi Takip Edin
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic

© 2015 SENOLYILMAZ. Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page