top of page

ÇOCUKLAR SALDIRGANLIGI NASIL ÖGRENİR?

  • 7 May 2015
  • 11 dakikada okunur

Saldırganlık Toplumda sıkça kullanılır olmasına ragmen tanımlaması oldukça zor bir kavramdır. Worchel, Cooper ve Goethals, 1991'e göre saldırganlık, eylemin bizzat kendisi vurgulanarak ya da eylemde bulunan kisinin niyeti vurgulanarak tanımlanabilir. Eylemin kendisi vurgulandıgında, saldırganlık, baska kisilere zararlı bir uyarıcı veren herhangi bir davranıs olarak tanımlanmaktadır. Eylemde bulunan kisinin niyetinin vurgulanması durumunda ise, saldırganlık, hedefi yaralamak niyetiyle girisilen herhangi bir davranıs olarak tanımlanmaktadır. Saldırgan davranıslar özellikle çocukların toplumsallasmaya basladıgı kurumlar olan okullarda büyük rahatsızlıklara yol açmaktadır. Bu olumsuz davranısları ortadan kaldırmak veya etkisini asgari düzeye çekmek için, okul çalısanları büyük gayretler sarf etmektedirler. ABD'de saldırganlıgın zorlama ve model alma yoluyla ögrenildiginden yola çıkarak, ögrencilere sosyal becerileri ögretmeye yönelik çalısmalar yapılmıstır. Cüceloglu, üç tür saldırganlıktan bahsetmektedir; saldırganlıgı engellenmeye bilinçsiz yapılan tepkilerden biri olarak nitelenmektedir. Saldırganlıgı, uyuma götürücü, uyumu bozucu ve yer degistirmis saldırganlık olarak ele almaktadır. Saldırganlıgın Ortaya Çıkısı Birçok bilim adamı saldırganlıgın dogustan getirilmis bir davranıs oldugunu ileri sürmüstür. Etolokların çogu da saldırganlıgı dogustan gelen bir davranıs olarak görürler. Psikologların hemen hemen tümü, insanlarda saldırganlıgın yalnız dogustan gelen faktörlere indirgenemeyecegini, ögrenmenin saldırganlık davranısının türü ve miktarı üzerinde önemli bir etkisinin oldugunu savunurlar. Psikologların bu görüsü kabul etmelerinin temelinde, bu alanda yapılan çalısmaların sonuçları oldukça etkili olmustur. Okul ve akran grupları aracılıgıyla çocugun aile dısı çevresi olusur. Ancak, ileri çocukluk döneminde bile, ailenin ve ana-baba çocuk iliskilerinin çocugun kisilik gelisimi üzerindeki etkisini korur. Çocuk aile dısı çevreden edindigi izlenimleri, deneyimleri aile içinde ana-babası aracılıgıyla degerlendirir. Çocugun bu dönemindeki toplumsal uyumunda ana-baba çocuk iliskilerinin niteligi temel etkendir. Ulugtekin (1979) yaptıgı arastırmada, annelerin red-kabul ve serbestlik tanıma-kısıtlama davranıslarıyla çocukların saldırganlık ve bagımlılık egilimi davranısları arasında anlamlı iliskiler bulundugunu tespit etmistir. Bandura (1973) de yaptıgı bir arastırmada; Üç grup çocuktan I.gruba bir oyuncak bebege diger çocukların saldırgan davranısını gösteren bir film seyrettirilmis. II. gruptaki çocuklar, yetiskinlerin bebege yaptıkları saldırgan davranısları seyrettirilmis. III. gruptaki çocuklar, ya saldırgan davranısların bulunmadıgı bir film seyretmisler ya da saldırgan davranısta bulunmayan yetiskinleri gözlemlemisler. Çocuklar daha sonra bebekle yalnız bırakılmıslar ve davranısları gözlemlenmis. I. ve II. gruptaki saldırgan davranısları gözlemleyen çocuklar, oyuncak bebege tekme ve tokat atarak saldırgan davranıslarda bulunmuslardır. Çocukların çevrelerinde gördükleri davranısları model olarak aldıkları ve model çerçevesinde hareket ettikleri bu ve benzeri çalısmalarda gözlenmektedir. Çocugun çevresinde gördügü davranısları taklit etmesi sosyal ögrenmenin temelinde yatar. Bu ögrenme mekanizması nedeniyle, saldırganlık davranısında, toplumlar ve kültürler arasında farklılıklar gözlenmektedir. Hangi toplum bilerek, isteyerek geleceginin belirleyicisi olan gençleri siddete alıstırabilir. Acaba insanın dogası geregi siddetten yana bir yönü mü bulunuyor? Yoksa çocukluk yıllarında egitiminde uygulanan baskıcı anne-baba modelinin gelecek hayatında tüm otoritelere (ögretmen-polis ve devlet) bir baskaldırıya mı dönüsüyor? Bu sorulara çesitli bilim kolları cevap aramaktadır. İnsanların en az tanıdıgı varlık insandır. Tarihî bir varlık olarak insan degerleri ürünü olarak basarılı ya da basarısız olarak nitelendirilebilir İnsana özgü sorunlar toplumların niteliklerine göre ya tartısılmaz ya da tartısırken sınırlar getirir. Bir ölçüte göre uygunlugu hep göz önünde tutulur. İnsanı anlamanın yolu onu tanımaktır. Toplumlar insanları egitirken, eglendirirken, savastırırken hep bir tutuma alıstırılır. Alıstıgı bu tutum siddetten yana hep önde gelmistir. Kisi ne zaman, nerede, kime karsı, ne derecede, ne tür saldırganlık yapacagını ona içinde bulundugu toplum tarafından ögretilmektedir toplumlarda, saldırganlıkla basa çıkma baslı basına bir uzmanlık olma yolundadır[10]. Bu çalısmada; saldırganlıgın ögrenilmis bir davranıs oldugundan hareketle, toplumların kabul etmedigi bir davranısı, toplumlar olarak çocugun ilk sosyallesmeye basladıgı yıllar olan iki yas civarında aile ortamında saldırganlıgın nasıl ortaya çıktıgı ve nasıl önlenebilecegi konusunda çocukların birinci derecede bakımıyla ilgilenen anne-baba ve çocuk bakıcılarına ipuçları verilmeye çalısılmıstır. Çocukların Saldırganlıga Egilim Nedenleri Çocukların özellikle on sekiz aylık civarlarında kavgaya egilimli oldukları gözlenmektedir. Bu dönemde çocukların neden kavgaya egilimli oldukları konusunda çesitli açıklamalar vardır: 1. Bagımsızlık ve Kimlik Dürtüsü: Çocugun içinde bulundugu etkilesim arttıkça çocuk da kendini daha büyük ve önemli hissetmek için girisimlerde bulunur. 2.. Hayal Kırıklıgı: Çocuk kendi çevresini istedigi gibi kontrol edemediginde üzülür ve bildigi tek sekilde karsılık verir. İstedigi oyuncagı bırakması için arkadasını ısırır, oyuncagını almaya çalısan oyun arkadasına vurur, yöneldigi alanı engelleyen kardesini iter. 3. Bencillik ve Sıklıkla Buna Eslik Eden Empati Eksikligi: İkinci yılların ortalarına gelmis çocuklar kendilerini hâlâ evrenin merkezi olarak görürler ve baskalarına ilgi göstermede bir yeteneksizlik sergilerler. Yasıtlarını duyguları olan esdegerleri olarak degil de nesneler olarak algılarlar. 4. Dürtü Kontrolünün Olmaması: Bir çocuk vurmanın canı acıttıgını anlasa bile, üç yas civarlarında bunu yapmaya karsı koyamayabilir. Sokakta sizi kızdıran birini yumruklamak isteyebilirsiniz, ama uzun zaman önce toplumun bu tip davranıslar için size koydugu kısıtlamaları kabul ettiginiz için bu tutkunuza direnirsiniz. Bir çocuk da biri ona rahatsızlık yasattıgında aynı istekleri duyar, ama henüz nasıl kontrol edecegini ögrenmemistir. 5. Davranısın Sonuçlarını Görememe: Çocuk bir oyun arkadasını aglattıktan sonra kendini üzgün hissedebilir, ama en basta bu arkadasına vurmayarak bu olumsuz sonucun ortaya çıkmasından kaçınmıs olabilecegi öngörüsüne sahip degildir. 6. Sosyal Beceri Eksikligi: İnsanlar var olmalarına yardımcı olan kavgacı egilimlerle dogarlar. Ama sosyal beceriler dogustan kazanılmaz, tecrübeyle, daha yaslı rolleri taklit etmeye çalısarak, deneme ve hatalarla ve baskalarının tekrar tekrar açıklamalarıyla ögrenilir. 7. Sözel Yeteneklerin Eksikligi: Bir çocugun hareketleri, kesinlikle kelimelerinden daha yüksek bir sesle (aynı zamanda daha belirgin ve daha basarılı) konusur. Henüz duygularını, gereksinimlerini, arzularını ifade edebilecek ya da bir sorunu konusarak dısa vurabilecek sözel yeterlilige sahip degildir. Bu nedenle sorununu ifade etmek için daha çok fiziksel yollara basvurur. 8. Sebep ve Sonuç İliskisine Duydugu Merak: Ara sıra gerçeklesen bir vurma olayı bilimsel sosyal bir deneyden baska bir sey olmaz: "Hmm Hasana vurunca agladı; Ali'ye vurunca da acaba aynı sey olacak mı?" Normal çocuk saldırganlıgı dıs etkenlerle siddetlenebilir. Bu faktörlerin yok edilmesi ya da en aza indirilmesi saldırgan davranısları azaltabilir. Bu faktörler sunlardır: a. Uykusuzluk: Çocugun uykudan yeni uyanmıs olması ve henüz ortama uyum saglayamamıs olması, uyumakta güçlük çekiyor olması. b. Açlık: Yemekler arasında uzun süreler olması. c. Hastalık: Birdenbire saldırgan olan bir çocuk bir virüs veya baska bir mikrop nedeniyle hastalanıyor olabilir ya da bir hastalıktan yeni kalkmıs olabilir. d. Huzursuzluk yaratan bir hayat tarzı degisikligi: Annenin çalısmaya baslaması, bakıcı degisikligi, yeni bir çevreye göç gibi birçok etmen çocugu normalden daha sinirli yapabilir. e. Yetersiz ilgi: Normal davrandıgında yeteri kadar dikkat çekemeyen her çocuk, dikkat çekebilmek için olumsuz davranıslar sergileyebilir. f. Asırı saldırgan bir çevre: Çocugun yakın çevresinde ebeveyni, kardesleri, bakıcıları gibi insanların sert davranısları çocuk da saldırganlıgı körükleyebilir. g. Fazla kontrollü bir çevre: Çocugun hiç seçim yapmasına izin verilmiyorsa hayal kırıklıkları ve bununla birlikte saldırgan egilimleri daha da güçlenebilir. h. Kontrol etmeyen bir çevre: Hiç sınır koymayan ‘bırakın yapsın’ anlayısındaki ebeveynler farkında olmadan çocuklarında saldırganlıgı da içeren sınır dısı davranıslara ortam hazırlamıs olmaktadırlar. i. Görevini yetersiz yapan ebeveyn ya da bakıcılar: Çocugun etrafında olan birinci derecede bakımıyla ugrasan kisi veya kisilerin alkol ya da bagımlılık yapan ilaçlar kullanıyor olmaları, bu kisilerin depresyonda olmaları anne babalık görevleriyle etkilesen evlilik ya da diger konularda problemlerinin olması ve bu duruma çocugun maruz kalması durumlarında, çocuk endisesini saldırganlık yoluyla açıga vurabilir. Çocugun davranısının kaynagı anlasıldıgı zaman bunu aynı sekilde sürdürmesine izin verilmemelidir. Saldırgan dürtülerini kontrol etmesi konusunda çocuga yardımcı olunmalıdır. Çocugun saldırganlıgı yasıtlarından daha kalıcı bir sekilde yerlesmisse, eger yanlıs davranıslarında hiç pismanlık duymuyorsa, insanları, hayvanları incitmekten hoslanıyorsa mutlaka bir uzmandan yardım alınmasında fayda olacaktır. Tedavinin gecikmesi çocugun kendine olan saygısının kaybolmasına (problemli çocuklar kendileriyle ilgili kötü seyler hissederler) ve daha sonra daha ciddi zorlukların ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bazen ebeveynler saldırgan davranısları sadece normal degil istenen bir sey olarak da nitelendirebilirler. Saldırgan çocugun ilerde basarılı bir yetiskin haline dönüsebilecegini umarlar. Bu her zaman böyle degildir, çünkü saldırgan çocuklar genelde ne yasıtları, ne de ögretmenleri ya da diger otoriter kisiler arasında popülerdir. İlerdeki yasamında basarılı olacak çocuk kendi isteklerini dile getirebilen ve baskalarını ezmeden istedigini elde etmesini bilen çocuktur. Bazı ebeveynler saldırganlıktan eser olmayan çocuklarının ezilecekleri bir gelecege dogru gittiklerini düsüne bilirler, bu da çocukların davranıslarını desteklemelerine sebep olmaktadır[11]. Saldırgan Davranıslar Nasıl Engellenir Çocuklar saldırgan tavırlarını uysallastırmayı kendi kendilerine ögrenemezler, bunun ögretilmesi gerekir. İnsanlar, kalıtım özelliklerinin ve yasadıkları çevre sartlarının birbirinden farklı olusu sebebiyle gelisimlerinde de farklık göstermektedir. Aynı anne ve babadan ve aynı çevrede yetisen kardeslerin bile gelisimleri birbirine benzememektedir. Bu sebeple her çocuktan aynı yas ve zaman içinde, aynı gelisim görevleri beklenemez[12]. Bu durumu göz önünde tutarak, çocugunuza yardım etme konusunda asagıdaki hususlara dikkat edilmesi tavsiye edilmektedir: 1. Kuralları tayin edin: Fırsat oldukça, televizyon sovunda ki bir karakter digerine vurunca, çocukları kavga ederken gördügünüzde, çocugunuz size sinirli bir yumruk savurunca, sinirlendiginiz zaman bir anlasmazlıgı çözümlemek için ya da istediginizi elde etmek için fiziksel güç kullanmanın kabul edilemeyecegini ve baska bir insana zarar vermenin yanlıs oldugunu (“Baska insanlara vurmamalıyız!”) açıkça belirtin. Bu mesajı anlaması için defalarca tekrar etmeniz gerekebilir, ama sonunda çocugunuz bunu dinin temel ilkeleri gibi kabul eder hale gelecektir. 2. Hasin davranıslardan kaçının: Oyunu bırakmaya gönüllü olmayan bir çocugu kum havuzundan çekip çıkarmak, bir randevunuza gecikirken kaldırımda oyalanarak yürüyen çocugunuzu hafifçe çekmek, oyun arkadasına vurdugu için ceza olarak hemen bir tokat atmak bazen çok cazip görünebilir ama bu tür taktikler çocugunuzun da sinirlendiginde ya da stres altında oldugunda hasin davranmasına yol açar. Bunun yerine kızgın ya da sabırsız oldugunuzda çocugunuza kesin fakat nazik bir sekilde davranın. 3. Orta yolda giden bir disiplini hedefleyin: En saldırgan çocuklar, çogunlukla onları fiziksel yöntemlerle terbiye eden ebeveynlerin ya da hiç terbiye etmeyen rahat ebeveynlerin çocuklarıdır. Bu asırı uçlardan kaçınarak çocugunuzu saldırgan davranıslardan vazgeçirebilirsiniz. Eger saldırgan davranıslı bir çocugunuz varsa seçim yapması için fırsatlar tanırken aynı zamanda da kurallar koyup, altyapısını saglamlastırmak özellikle önem tasır. 4. İyi davranısları ödüllendirin: Vurmak, ısırmak ve benzeri saldırgan davranıslar çogu kez iyi davrandıklarında fark edilmeyen, deger verilmeyen çocuklar tarafından dikkat çekmek amacıyla yapılan davranıslardır. Yeterli ilgi görmedigini düsünen bir çocuk buna sahip olmak için ne gerekiyorsa, arkadaslarını dövmek dahil, yapar. İyi davranısları için bol ilgi (ödüllendirerek, gülümseyip kucaklayarak), kötü davranıslara ise az ilgi gösterir (elbette gerekiyorsa bu davranısını durdurun ve abartılı olmadan uygun bir dille uyarın). 5. Çocugunuzun duygularını onaylayın: Tüm hareketler normal ve kabul edilebilir olmadıgı halde duyguların tümü normaldir. İstedigi olmagında ya da bir arkadası oyuncagını kaptıgında sinirlenmenin normal oldugunu fakat vurmanın yanlıs oldugunu belirtin. Oyuncagı elinden alınan bir çocuk kızgınlıgını vurarak ifade ediyorsa; ilk yapmanız gereken, kızgınlıgın, normal ve saglıklı bir duygu oldugunu hatırlamaktır. Küçük çocugunuzun bunu hissetmesi de ifade etmesi de normaldir. İkinci yapmanız gereken, bu mesajı çocugunuza vermektir. Kızgın olmanın veya kızgın oldugunu söylemenin yanlıs olmadıgını ancak bu duyguyu saldırgan sekilde ortaya koymanın (vurmak, ısırmak, itmek, saç çekmek gibi) yanlıs oldugunu ve hos görülmeyecegini anlatmak. En önemlisi, küçük çocugun kızgınlıgı karsısında sakin kalmayı ögrenin. Onun kızgınlıgına kendi kızgınlıgınızla tepki vermek yerine “kızgın oldugunu biliyorum. Bu dogal”, "Seni yinede seviyorum" seklinde davranın. Çocugunuzun "senden nefret ediyorum" seklindeki bagırması bile onu asagılamak ve cezalandırmak için yeterli bir sebep degildir. Siz kızdıgınızda, duygularınızı çocuga olumlu bir örnek olacak sekilde yönlendirin. 6. Duygularını dile getirmesini tesvik edin: Öfke, hayal kırıklıgı, kıskançlık, üzüntü, korku… çocuklar bu duygularını saldırgan hareketlerle degil kelimelerle ifade etmesini ögrenmelidirler. Çocukların sınırlı kelime hazinelerini düsünürsek, kelimelerin etkili olabilecegini ögretmeye çalısmak, bu çabaya degmeyecek gibi görülebilir. Bununla birlikte onları yumruklarını kullanmaya iten seyin sıklıkla kelimelerinin yetersiz oldugu gerçegidir. Su anda çocugunuz mesajınızı tam olarak anlamasa bile düzenli olarak bu mesajı vermek ve yıllar boyunca pekistirmek, bir gün bu mesajı anlamasını saglayacaktır. Çocuklar olumsuzda olsa duygularını sözlü olarak ifade etme konusunda kendilerini rahat hissetmelidirler. Duygularını incelemesi ve sözlü ifade etmesi için çocugunuzu yönlendirin: "Neden ona vurdun? Ona kızgın mısın? Seni bu kadar ne sinirlendirdi?" Fakat kendini ifade etmesi için sarf ettigi çabaları bastırmayın. 7. Duygularını dısa vurması için fırsatlar yaratın: Bastırılmıs hüsran, enerji ya da öfke saldırgan davranısa dönüsebilir, ya da birtakım uygun yöntemlerle bosaltılabilir. Çocugunuza duygularını güvenli, saglıklı yollarla ifade etmesini ögretmek onun fiziksel dısavurumlara gereksinimini azaltacaktır. 8. Çocugunuzun yoruldugu zamanın farkında olun: Hangi yasta olursa olsun yorgun bir çocuk mantıksız davranabilir. Mantıksız davranısların saltanat sürdügü yürümeye basladıgı yıllarda en iyi kosullarda bile halsizlik her zaman muhakemeyi azaltır. Çocugunuzun günün hangi zamanı fazla yorgun oldugunu ögrenin ve o saatlerde oyunlar planlamayın ya da onları yakın takibe alın. 9. Sıkıntıyı uzaklastırın: İsi gücü olmayan çocuklar büyük yaramazlar yapabilirler. Çocugunuzun sıkılabilecegi zamanları önceden tahmin etmeye çalısarak olumsuz davranıslar ortaya çıkmadan önce onu çesitli oyun ya da aktivitelerle oyalayın. 10. Hüsran duygularını en aza indirgeyin: Çocuklardaki saldırgan davranısların çogu hüsranla iliskilidir. Çocugunuza sosyal beceriler, oynama ve yeme becerileri gibi günlük yasamda ihtiyaç duyabilecegi becerileri ögrenmesine yardım etmeniz hem hüsran duygularını hem de saldırganlıgını azaltabilir. 11. Rahatlatıcı aktivitelerle konu dısına çıkın: Her gün sessizce birbirinize sarılmak, sarkı söylemek, kitap okumak ve diger yatıstırıcı eglenceler için zaman ayırın, bunlar çocugunuzun saldırganlıgını degistirmek konusunda yardımcı olabilir. Bunun diger olumlu yönü, sizin için de rahatlatıcı olmasıdır. 12. Saldırgan olmayan bir örnek sunun: Eger zaman içinde çocugunuz sizin anlasmazlıkları olgun bir sekilde hallettiginizi, hareketler yerine kelimeleri kullandıgınızı, zıtlasmaktansa uzlastıgınızı görürse aynı sekilde davranmayı ögrenecektir. İyi bir örnek olmayı beceremiyorsanız, esinizin, arkadasınızın ya da çocugunuzun karsısında sinirlerinize hâkim olamıyorsanız, çocugunuzun yanılgınızı kabul edip özür dilediginizi görmesini saglayın. Herkesin bazen kendini kaybetmeye hakkı vardır; fakat küçük çocuk ebeveynleri için bu, daha kolay kabul edilebilecek bir harekettir. Çocukların bazı saçma ve mantıksız davranısları en iyi anne babaların bile sabrını tasırabilir. Kötü bir günde öfkenizi yenememeniz hem anlasılabilir, hem de affedilebilir bir davranıstır. Bu taskın davranısınız için önce kendinizi affetmeniz gerekmektedir. Sonra da bu davranısınızdan ötürü çocugunuzdan özür dileyin. Bu davranısınızın onu sevmediginiz için degil, yaptıgı sey yüzünden böyle davrandıgınızı fakat davranısınızın ne kadar hatalı oldugunu belirtin ve bunu iyice anlamasını saglayın. 13. Ne zaman dısarıda kalmanız gerektigini bilin: Birkaç küçük zararsız itisme kakısma kimseyi incitmeyecektir ve yetiskinlerin karısmasını gerektirmez. Eger, size ihtiyaç duyulmadıgı her an olaya karısırsanız, çocukları degerli sosyal deneyimden mahrum bırakmıs olursunuz. Böyle durumlarda çocuklar, iliskilerin nasıl yürüdügü, nasıl yürütülecegi, yürümedigi zaman neler olacagı konusunda deneyim sahibi olurlar. Eger hüsran duyguları sosyal becerilerden daha hızlı ortaya çıkıyorsa o zaman uzlasma ve anlasmaya varma konusunda küçük bir ders verebilirsiniz. Örnegin eger iki çocuk bir kamyon için kavga ediyorsa o zaman baska bir kamyon getirip iki tarafı da mutlu edebilirsiniz ya da eger anlasmazlık evdeki tek binek oyuncagı üzerindeyse o zaman 'dönüsümlü' oynamayı tavsiye edebilirsiniz. Eger çocuklar uzlasmayı reddederse o zaman anlasmazlıgı halledin: "Eger sırayla binmezseniz o zaman bisikleti kaldıracagım." Daha sonra sizin yöneteceginiz eglenceli, alternatif bir oyun teklif edin. 14. Ne zaman müdahale edeceginizi bilin: Eger zıtlasma, olayı kesin bir siddete kıskırtıyorsa (vurmak, ısırmak, çimdiklemek) ya da birisinin acı çekecegi belirginse hemen araya girin ve durdurun. Suçlu çocugu azarlamaktansa derhal dikkatinizi kurbanı kurtarmaya (ve eger ihtiyaç varsa sakinlestirmeye) odaklayın. Eger saldıran sizin çocugunuzsa o zaman diger çocugun dikkatini baska bir aktiviteye verin ve çocugunuzu kenara çekin. Sakince, sinirlenmeden kısaca bu davranısın (vurma, ısırma, yumruklama, ya da itme) kabul edilemeyecegini ve nedenini açıklayın. ("Ezgi'ye tekme attıgın zaman onun canını acıttın.") Bu davranısı tekrarlanırsa onu sonuçları konusunda uyarabilirsiniz (“Kanepede benim yanımda oturmak zorunda kalırsın” ya da "Eve gitmemiz gerekir"), ama yerine getirmeye niyetiniz yoksa bu tehditlerden kaçının, aksi takdirde çocugunuzun davranısını degistirme çabalarınız bosa gidecektir. 15. Taraf tutmayın: Diger çocuklarla olan kavgalarda bazı ebeveynler kendi çocuklarının, bazıları ise oyun arkadaslarının tarafını tutarlar; bazıları da ilk yumrugu kimin attıgını tespit etmeye çalısırlar. Bütün ebeveynler iyi niyetli olsalar da bu tutumların hiçbiri en iyisi degildir. Her zaman bir taraf ya da karsı tarafı tutmak adil degildir. Çocukların kavgasında suçun kime ait oldugunu tayin etmek de ustalık ister çünkü iki taraf da her zaman kendini haklı görür ve sizin gördügünüz ilk yumruk her zaman ilk atılan olmayabilir. Bu nedenle sizin müdahaleniz istense bile savcı, hâkim ya da jüriyi oynamaktansa arabulucu olmalısınız. Tartısmayı kimin baslattıgı fark etmese de sonlanmasını saglamak sizin görevinizdir. 16. Kendiniz düsmanlıga basvurmayın: Yalnızca kontrolünüzü kaybetmeniz bile çocugunuzun sevdigi bir otoriter eriskin tarafından azarlanması ya da daha kötüsü dövülmesi kadar korkutucudur. Zorbalıkla çocugunuzun itaat etmesini saglamak, ona taklit etmesi için zorba bir örnek olusturur. 17. Azarlamayı kesin: Çocugunuzun baskalarını incitmenin ve anlasmazlıkları çözmek için kaba kuvvet kullanmanın yanlıs oldugunu bilmesi önemlidir. Ama kavgayla gecen bir oyun gününden sonra homurdanmak ("Hiç güzel oynamadın… Arkadasına karsı o kadar kabaydın ki… Eger böyle huysuz olursan, arkadasların artık seni sevmeyecek") ya da onu oyundan yarım saat önce tembihlemek ("Simdi sakın itmemen gerektigini unutma… Mutlaka paylas. Vurmak, ısırmak yok.") çocugunuzun davranısını degistirmeyecektir. Aslında bu gibi azarlar çocugu uyumsuz hale getirir ve gerek öfkesini gerekse saldırganlıgını artırabilir, ya da olumsuz davranısları ilgiyle 'ödüllendirmek' bu davranısların artısına yol açabilir. 18. Olayın gidisini degistirmek: Saldırgan davranıslar ortaya çıktıgı zaman bir yetiskinin yönetecegi bir aktiviteye geçerek (yemek yemek, resim yapmak ya da daire oyunları oynamak gibi) ya da iki tarafın da ilgisini baska bir yöne çekerek huzur yeniden saglanabilir. Düzenli olarak yetiskinlerin denetledigi aktivitelerle, birebir oyunları belli bir sıraya koymak, oyuncular iyi davranıslarının son sınırına varmadan önce bu tip oyun seanslarını durduracagı için kavgayı önler. 19. Her zaman denetleyin: En iyi sekilde davranan çocuklar bile bazen arkadasları ile kavga edebilirler. Bu nedenle yeni yürümeye baslayan tüm çocukların oyun saatleri yakından gözlenip denetlenmelidir[13]. Sonuç Toplumların kabul etmedigi bir davranıs olan saldırganlık, ortaya çıktıgı yıllarda bazı çevreler tarafından hos görülse de, ileriki yıllarda bir sorun olarak karsımıza çıkmaktadır. Kimilerine göre saldırganlık kisinin dogustan getirdigi bir davranıstır. Psikologların büyük bir çogunluguna göre ise sonradan kazanılan, çevrenin ögrettigi bir davranıs olarak kabul edilmektedir. Sanırım bu olumsuz davranısın kaynagından ziyade, eyleme geçirilmesindeki etken ve önlemedeki unsurlar ön plana çıkmaktadır. Bu alandaki astırmalar incelendiginde, çocukları saldırganlıga iten ve bu davranıslarını sürdürmelerine en büyük sebebin çevre oldugu görülmektedir. Özellikle, bu davranısların ilk görüldügü yıllar dikkate alındıgı zaman ki bu yıllar iki yas civarıdır, çocukların çevrelerini olusturan kurumun aile oldugu görülmektedir. Bir davranısı ortadan kaldırmanın en kolay oldugu ve kesin sonuçların alındıgı zaman, o davranısın ilk ortaya çıktıgı yıllardır, bu asamadaki müdahaleler genellikle olumlu sonuçlar vermektedir. Bu degerlendirmeler dikkate alındıgı zaman, çocukların saldırganlık davranıslarını ortadan kaldırmada temel görev aileye düsmektedir. Özellikle de çocukla birinci dereceden ilgilenen anne, baba, büyük kardesler ve çocuk bakıcılarının; çocuklarla kurulan iletisimleri, çocuklara karsı tutumları, onların görüs alanındaki davranısları, çocukları saldırganlıga itebilmektedir. Ars.Gör. Erkan EFILTI, © www.kriminoloji.com 2002-2009


 
 
 

Yorumlar


Tanıtılan Yazılar
Yeni Yazılar
Etiketlerle Ara
Bizi Takip Edin
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic

© 2015 SENOLYILMAZ. Wix.com ile kurulmuştur.

bottom of page